uyku bastırıyordu
(via loveyourchaos)
“
…
Oysa “demokrasi kültürü” kitabı metalaştırarak kolay elde edilebilir bir nesne haline getirdi. Ancak bunu yaparken de, kitabın taşıdığı seçkin değeri ortadan kaldırdı, bir kitabı elinize alıp değerlendirmeye kalktığınızda vereceğiniz yargının “nesnel” (sınıflı toplumlar için “sınıfsal” anlamına gelir bu terim) ölçütlerini muğlaklaştırdı. Eskiden beğenmediğiniz bir edebiyatın türünü “nesnel olarak” “yüksek” sanat kıstaslarına vurarak değerlendirebilir, sonunda da bunlara uymamakla eleştirip mahkum edebilirdiniz. “Demokrasi kültüründe” ise bu hakkınız elinizden alındı: Artık yalnızca kendi öznel yargılarınızı söylemek, “Beğendim,” ya da “Beğenmedim,” demek, kısacası özne olmak zorundasınız.”
Tarihin Bilinçdışı kitabından - Popüler Kültür Nasıl Bir Şey?
köpek ölmesin!
“Kıyıda içiyorum, takıntım kız geldi, onunla ilk defa bu kadar yakın oturuyordum,
kötü davranmadı bana, içip yerlere serilmek istiyordum,
varlığı beni rahatsız ediyordu, içime sıkıntılar bastı, çekip gitmesini, onu özlemeyi istiyordum; daha doğrusu ne istediğimi bilmiyordum. Yo biliyordum, bu kız bana iyi gelmiyordu, bilinçaltı onu kaçırmayı amaçlayan patavatsızlıklar, dil sürçmeleri, istemeye istemeye kendini olumsuz tanıtma gibi
daha sonra rahatsız olacağım davranış biçimlerine kışkırtıyordu.”
Yaşam denen hastalığın, takıntının, takılmanın, geri saymanın, bir şeyi binlerce parçaya bölmenin, tekrar çıkartmanın, toplamının ve her şeyi çarpmanın kitabı Köpeköldüren’den…
dünya nasıl bir yer?
Dünyanın onuruna gölge düşürmektense, bunun sadece bizim çağımızda böyle olduğunu, bunun sadece bir hastalık, geçiçi bir talihsizlik sayılması gerektiğini kabul etmek isterim. Baştakiler sıkı bir çalışmayla bir sonraki savaşı başarılı şekilde hazırlarken, bizler de fokstrot yapıyor, para kazanıyor, çikolatalı şekerlemelerimizi yiyiyoruz. Böyle bir çağda da dünya ister istemez pek parlak sayılmayan bir görünüm sergileyecektir. Umalım ki eski çağlar şimdikinden daha iyi olmuş, ileridekiler de şimdikinden daha iyi olacak olsun, daha zengin, daha geniş, daha derin.
Ama bu bizim derdimize çare değil.
Kim bilir belki de her zaman böyleydi…
- Bozkırkurdu’ndan




